Çocuk programlarının yeni yüzü İlke Albayrak Çocuklarla program yapmanın nasıl birşey olduğunu anlatıyor.
Her pazar sabahı TRT 1`de yayınlanan `Pazardan Pazara ` programının sunucusu İlke Albayrak çocuklarla program yapmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor...
-Televizyon işine nezaman başladınız?
İ.A: 1998 yılında Eskişehirde; yerel bir Televizyonda başladım.Farklı Kanallarda, farklı türde bir çok program sundum.Şimdide yoluma TRT `yle devam ediyorum.
-Çocuk programı sunmak hayalini kurduğunuz birşeymiydi?
İ.A:Aslına bakılırsa enerjimi doğal bir şekilde aktarabilmemin yolunun çocuk programlarından geçebileceğini düşünürdüm hep, çünkü çocuklar çok doğal ve ister istemez o doğallığı sizede aktarıyorlar.Belli bir metine bağlı kalmak yada promter sunucusu olarak kalmak istemediğim zamanlardan birinde telefonum çaldı, görüşmeler yapıldı ve proje başladı.ilk 100 bölümü Hakan Urgancıyla birlikte sunduk.Ondan çok şey ögrendim diyebilirim.
-Çekim sonunda işi biter bitmez ruh hali değişen ve negatif olan çok meslektaşlarınız var? Siz çekim öncesinde ve sonrasında nasılsınız?
İ.A: Aslına bakılırsa çekim sonunda suratımızda değişiklik yapmak yada şöyle olayım aman şöyle bakayım falan demeye halimiz kalmıyor.Pazardan pazara kendi içinde ekrana yansıyan şeklindende anlaşılabileceği gibi çok enerjik bir program.90 dakikalık bir canlı yayında tüm ekip olarak enerjimiz düşmeden elimizden geleni yapıyoruz .Çekim sonundaysa eğer yüzümüz düşüyorsa bu sadece yorgunluktan oluyor.Ekipteki herkes sadece programı çekmiyor sanki evindeymiş gibi programı bir yandan izliyor.Buda bizim için güzel bir başarı demekki her hafta farklı birşeyler yapabiliyoruz.
-Çocuklarla iletişim kurmak zormu?
İ.A:Programımızda yarışmalar çok seri halde, inanılmaz bir hızla ilerliyor ve çocuklar oyunlara kendilerini öyle bir kaptırıyorlar ki, soru sorsanız bile duymuyorlar.Benimle iletişimleri `sıradaki oyun ne?` diye heyecanla sormak oluyor.Cevabı söyleyincede hemen koşup yerlerine geçip sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar.Beni bir sunucudan ziyade sanırım takım kaptanı olarak görüyorlar ve buda onlarla olan iletişimi doğal kılıyor.
-Programda yer alan hayvanların hepsi canlımı ve onlar nasıl adapte ediliyor?
İ.A: Evet programda gördüğünüz tüm hayvanlar canlı.Buna insanın gözü belki alışıyor ama temeline inip düşündüğünüzde, bir televizyon stüdyosunda inek, dana, midilli , tavuklar, tavşanlar, iguanalar, balıklar, keçiler ve daha bir çok hayvanın olması inanılmaz geliyor.Yönetmenimiz Tahsin Yıldız bu programın 7 yıldır yapımcılığını üstleniyor.Programın amacı çocukları 1-2 saatiğinede olsa şehir yaşantısından uzaklaştırmak ve bir çocuk bahçesinde hayvanlarla birlikte ve aynı yaş grubundaki arkadaşlarıyla zaman geçirmelerini sağlayıp; sonunda hediyeler kazanmaları.Tahsin bey`de hayvanları ve çocukları çok sevdiği için bu projesini hayata geçirmiş.13 bölümlük projelerin devamının bile zor getirildiği günümüzde 7 yıl ekranda kalmak çok ciddi bir başarı.
-Size yardımcı olanlar varmı?
İ.A: Tabiki biz kalabalık bir ekiple çalışıyoruz.Herkesin sorumlu olduğu bir iş var.Hayvan antrönerlerimiz var onlar hayvanların bakımı ve yarışmalara hazırlanmalarını sağlıyorlar.Programda herkes elinden gelenin en iyisini yapıyor.Pazar sabahları nasıl bir program ortaya çıktığını görebilirler.Biz sabah 9`da onları televizyonlarının başına bekliyoruz